Singapur’da Günlük Hayat – 2

Yeme İçme 101

Singapur halkı neye tapıyor derseniz bence yemeğe. Bunların işi gücü yemek. Yeni restoranlar denemek, yediği yemeğin resmini çekmek, hatta ve hatta bir restoranın kuyruğunda yemek için iki saat beklemek hobileri arasında… Yemek için herşeyi verirler. Merhaba, nasılsın derseniz size bön bön bakarlar bu size yapılmış şahsi birşey değil, üzerinize alınmayın, böyle sohbete giremezsiniz burada. Onlara öğle yemeğinde ne yedin? Lezzetli miydi? dediğinizde sohbetin kapıları hemencecik aralanır, tuhaf di mi? Evet, burada muhabbete böyle giriliyor: sizin o gün nasıl olduğunuz önemli olmasa da, size dininiz, nerede oturup, ne kadar kira ödediğiniz gibi soruları ilk tanışmada soran, günlük hayatta ise genelde sadece ne yediğinizle alakadar olan insanlarla yaşamaya başladığınızda biraz garipsiyor sonra alışıyorsunuz. Sonra siz soruyorsunuz: Did u go to lunch? Where? What did you have? Was it good? ☺

Yemek daha önce de değindigim gibi çok çeşitli. Her milletten insan göç edince, gelen kendi mutfağından, kültüründen birçok şeyi de Singapur’a kazandırmış. Food Court (Hawker Centre) denilen kafeteryalar şehrin her yerinde, işyerlerinde, alışveriş merkezlerinde, metro istasyonlarında, üniversitelerde vs… Buralarda 20-50 civarında farklı yemekler satan dükkanlar bulunuyor. Hint, Çin, Malay, Kore, Japon, Endonezya, Tayvan, HongKong gibi mutfaklardan çeşitlemeler sunan bu büfelerden yemeğinizi seçip ödemenizi yaptıktan sonra bikaç dakika içinde yemeğiniz alaminut pişirilip servis ediliyor. Yemeğinizi alıp ortadaki alanda boş bir masa bularak oturup afiyetle yemeğinizi yiyorsunuz.

DSC_0057

IMG_3262

IMG_3153

Burada insanlar sipariş vermeden önce genelde peçete, şemsiye vs. koyarak masa tutuyorlar. Bedava peçete genelde bulunmuyor, çantanızda mendilinizi taşımanız gerekiyor. Ya da cüzi bir ücret karşılığı satılıyor bazı food courtlarda. Yemeklerin fiyatları çok uygun, 5-10 Singapur dolarına mükellef bir şekilde doymanız mümkün. Tabiki Asya mutfağına alışkınsanız bu sizi çok mutlu edecektir. Ben değişikliğe açık olduğum için pek çok şeyi denedim, beğendiklerim yoğunlukta olup nadirde olsa beğenmediğim yemeklerde tattığım oldu. “Food court”larda yemeğin dışında sıcak soğuk içecekler, taze sıkılmış meyve suları ve dilimlenmiş meyve de bulmanız mümkün. Hatta anında gözünüzün önünde hazırlanıp servis edilen tatlılar bile var.

Siz eğer Asya mutfağına çekinerek yaklaşanlardansanız sizin için de western yemekler satan bir dükkan mutlaka bulacaksınızdır, ama burada ekmek bulmak neredeyse imkansız. Ekmek olmadan yemek yiyemem derseniz süpermarketlerde, tercihen şehir merkezindeki Fransız fırınlardan ekmeğinizi almanız gerekecek. Evde yemek yaparım derseniz, Türkiye’den gelen pek çok ürünü bulabileceğiniz bir Türk market (Straits Marine Supply) de mevcut; internetten sipariş verdiğinizde eve kadar siparişlerinizi getiriyorlar. Sitede ne ararsanız var; konserve enginardan, barbunyadan zeytinyağına, helvadan bulgura, maden suyundan baklavaya aklınıza gelebilecek pek çok şey. Kendilerine müteşekkiriz; bizi özellikle peynir, zeytinsiz bırakmadıkları için. Ev ve “food court”larda yemek yeme seçeneğinin yanında “fine-dining” için lüks otellerin restorantlarında veya ünlü şeflerin mekanlarında güzel lezzetler tadabilirsiniz. Fiyatlar ise kazanca göre uygun.

Singapur’un en meşhur yemekleri arasından saymadan geçemeyeceklerim: tavuklu pilav (Chicken rice), Chilli crab (acılı yengeç), Körili balık kafası (curry fish head), Nasi-lemak (fıstıklı, etli, yumurtalı, pilavlı bir Malay yemeği, kahvaltı olarak çok tercih ediliyor!), Bibim Bab (kimchi, çeşitli sebzeler, mantar, yumurta ve tavuk etli pilav), Biryani (bol baharatlı koyun/tavuk veya balık etli pilav), Roti prata (katmer), sushi, satay (çöp şiş), kueh tutu (bir çeşit fıstıklı yada hindistan cevizli tatlı), ban-mian (bir çeşit erişteli, yumurta, sebze ve genellikle domuz eti ile yapılan çorba), agar-agar (gelatinimsi bir tatlı) ve tabii ki dumplings (buharda özel sepetlerde pişirilen Çin mantısı). Deniz kenarında East Coast ve Riverside’da bulunan Boat Quay ve Clark Quay’de bu lezzetleri özellikle deniz ürünlerini sunan sıra sıra restoranlar var.

IMG_1241

IMG_1242

IMG_1245

IMG_1250

IMG_1252

IMG_1260

IMG_3261

IMG_3269

IMG_2042

IMG_2250

IMG_0837

Alkol pahalı ve tüketimi kısıtlı. Restoranlarda alkol daha da pahalı, bir şişe vasatın altında şarap için en az 60 dolar ödemeniz gerekiyor. Biranızı köpürte köpürte bardağınıza boşaltandan içine buz katıp getirene kadar çeşitli skalada garipliklerle de karşılaşabilirsiniz. Alışveriş merkezlerinde çok çeşitli içecek ve alkol çesitlerini bulabilirsiniz. Fiyatlar nispeten uygun, 330luk bira 3 Dolar civarında. “Köpek öldüren” ya da “Chateau de migraine” şarapların fiyati ise 20 dolardan başlıyor. Singapur’un meshur içkisi ise Singapur Sling. İçilecekse ilk çıkış yeri olan tarihi Raffles Oteli’nin Long Bar’ında akşam canlı müzik eşliğinde, bolca yer fıstığı tüketerek içilmeli.

IMG_2354

Çok çeşitli tropik meyvelerden tatmamak olmaz. Mango, papaya, passion fruit, starfruit, dragon fruit, hindistan cevizi, mangosteen gibi meyveleri çok güzel. Japonya ve Kore’den gelen çilek ve Early Campbell cinsi kokulu nefis üzümü, bir de Tayvan guavasını hiç affetmemeli.

IMG_1167

IMG_1168

Bir de durian var meyvelerin kralı olarak biliniyor. Biz durianı sevemedik ama burada çoğunluk duriana hasta. O kadar ki yılın belli dönemlerinde (Mart-Mayis ayları arası) durian turları düzenleniyor. Kokusu berbat olan bu meyvenin farklı bir tekstürü var, tadı da haşlanmış soğanın şekerlisi gibi geldi bana. Kırk yıl olmasa aramam hatta görmediğime memnun olurum diyebileceğim bir meyve ama siz gelirseniz deneyin yine de, belki seversiniz.

durian_morn_thong_peeled_thailande_view1

Bunların yanında dünyanın dört bir yanından gelen hemen hemen her tür meyve sebzeyi Singapur’da bulmanız mümkün. Adada tarım pek yapılmazken, her şeyin elinizin altında olması şükredilecek bir durum.

Çalışan nüfus çok yoğun olduğu için her öğünü “food court”larda yiyen insan/aile sayısı azımsanamayacak kadar çok. O kadar ki bazı evlerde mutfak bile yok. Ben bulaşık makinesi olan ev henüz görmedim. Yemek seçeneğinin çok çeşitli olması çok büyük rahatlık; her akşam yemek yapma zorunluluğu yok ☺ (kalorileri yakmak şartıyla). Hal böyle olunca bizim damak tadımız baya gelişti. İleride başka bir ülkeye taşınsak da Asya yemeklerini ne yapar eder bulur yeriz ama bir Türk kahvaltısını da tek geçeriz. Henüz kahvaltıda bizimkinin üstüne bir şey bulamadık. Ne de olsa en önemli öğün! ☺